"Dinleme", toplumsal yaşamın her alanında geçerli olan, çoğu zaman ihmal edilen bir iletişim becerisidir.
Sadece duyuyor olmamız aynı zamanda dinliyor olduğumuz anlamına gelmez. "Dinleme" dinleyen kişi tarafından işitilenlerin anlaşılmasıdır. Bu nedenle dinleme; okuma, konuşma, gözlem vb. gibi bir öğrenme yoludur. Eğitim-öğretim faaliyetlerinde en çok kullanılan ve önemli olan bir öğrenme aracıdır.
Bu noktada, "duymak" ile "dinlemek" arasındaki farkı iyi bilmek gerekmektedir. Duymak yani işitmek, "Ses dalgalarının kulak zarına çarpması"; dinlemek ise, "duyulanı anlamak ve korumak" demektir. Her duyma dinleme değildir. Dinleme, anlamayı ve anlaşılan konunun gerektiğinde yazılı ve sözlü olarak ortaya konulabilmesini gerektirmektedir. Bir öğrenci, ders sırasında işittiklerini, ders sonunda anımsayamıyorsa; derste anlatılanları dinlememiş olduğu sonucu çıkarılabilir.
Öğrencinin bir ders saati içinde dinleyerek ve izleyerek öğrenebileceği bir konuyu, ders dışında kendi başına çalışarak gerektiğince öğrenebilmesi için gereken süre en az üç katına eşit olabilmektedir.
Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

Sınıf içinde yapılan sözlü anlatımlar, konunun özünü ve en can alıcı yanlarını öğrenciye aktarmayı sağlar.
Anlatımda kullanılan araçlar (yazı tahtası, harita, çizelge vb.) görsel-işitsel dinleme olanağı sağlar. Bu da anlamayı kolaylaştırır.
Sınıf içi grup etkileşimi öğrenmede etkilidir.
Sınıf içi etkileşimde öğrenci, sınavlarda sorumlu olduğu yerlerin ipuçlarını öğrenir. Bu da sınav hazırlığımı daha bilinçli yapmasına yardımcı olur; dolayısıyla da ders başarısını artırır.
Özetle, derste öğrenilecek bir konunun, evde okuma, yazma vb. yollarla öğrenilmeye çalışılması, daha çok zaman alacaktır.
Araştırmalar dinleme konusunda bize şu bilgileri veriyor:
Dinlememiz kısa süreli yoğunlaşmalar şeklinde olmaktadır. Dikkatimiz dağılır ve tekrar toplanır.
Herhangi bir kimsenin konuşabileceği hızdan dört kat daha hızlı düşünürüz, böylece başka düşüncelerin zihnimizi meşgul etmesi için çok zamanımız olur, bunların bir kısmını dinlemeyi engellemesi olasıdır.
Başka şeyler yaparken iyi dinleyemeyiz.
Öğrenme sürecine aktif olarak katılımda bulunduğumuz, sorular sorduğumuz, not tuttuğumuz zaman iyi dinleriz.
Dinlemek için iyi bir nedenimiz varsa anlatılanları daha doğru ve tam duyarız.
Dinlemenin tam gerçekleşmesi için:

Dinlemek için geçerli bir amacımız olmalıdır.
Öğretmenin ders sırasındaki giriş ve özet cümlelerine dikkat etmeliyiz. Bu cümleler genellikle temel noktaları vurgular.
Not tutmalıyız.
Ders dinlerken oturuşumuza dikkat etmeliyiz. Kaykılmak uykumuzu getirecek, ilgisizliğimizi öğretmene iletecektir.
Dikkatli olmaya çalışmalıyız. Derse katılımımızı öğretmene göstermeliyiz.
Öğretmenin söylediklerine odaklanmalıyız. Dikkatimizi dağıtacak dış etkenlere kendimizi kapatıp iç etkenleri yok etmeliyiz.
Konu ile ilgili sorularımızı ve belirteceğimiz yorumları düşünmeliyiz.
Temel noktaları yakalayabileceğimiz geçiş sözlerine dikkat etmeliyiz.
Anlamadığımız sözcük ve kavramları işaretlemeli ya da not almalıyız. Onları anında anlamaya ya da çıkarmaya çalışmak, dersi kaçırmamıza neden olacaktır.
Ders sırasında esnek olmalı, dinleyişimizi derse göre ayarlamalıyız.
Eğer öğretmen çok hızlı ya da düzeyinizin üzerinde anlatıyorsa;
a) Öğretmenden daha yavaş anlatmasını ya da tekrar etmesini isteyebiliriz.
b) Defterimizde yeterince boş yer bırakıp dersten hemen sonra eksikleri yazabiliriz.
c) Dersten sonra öğretmene sorularımızı sormalıyız.
d) Derse girmeden ders konusunu gözden geçirmeliyiz.
"DUYMA İŞİNİN DİNLEMEYE ANLAMAYA DÖNÜŞEBİLMESİ İÇİN
DÖRT ŞEYE GEREKSİNİMİMİZ VAR."
DİNLEMEK İÇİN BİR GEREKÇEMİZİN OLMASI,
ALGI KANALLARIMIZIN AÇIK OLMASI,
İLGİLİ VE DİKKATLİ OLMAMIZ,
NOT TUTARAK KATILIMCI OLMAMIZ. |